Yaşayan Üstadlar: Murat Patur


“Mutluluğu Yakalama Yolunda Yaşamak İçin Değil, Resim Yapmak İçin Kendini Yaşamaya Adayan Bir İnsan’ın Hikâyesi”

Röportaj: Murat Patur
Yer: Sevinç Pastanesi, İzmir
Tarih: 13/04/2012 

Murat Bey’i İtalyan Kültür Merkezi’nde açılan ilk sergisinin açılış gününde tanıdım.

Kısa bir süreliğine sizleri, o güne götürmek istemekteyim. Sergiye olan katılım yoğun. Bununla birlikte sohbet ettiğim insanların birçoğunun tanımaya değer nitelikte olduğunu fark ediyorum.

Sevgili Livio Angelisanti açılış konuşmasını yaparken bizlere Murat beyden bahsediyor. Murat bey, 45 yaşında, resim yapmaya 4 yaşında başlamış. Bu sefer Livio’nun uzun ısrarlarına dayanamayıp sergi teklifini kabul etmiş. Sanata adanmışğın verdiği huzur ve temizlik fiziğine de yansımış olmalı ki çok genç görünümlü duruyor. Eserlerini insanlarla paylaşmanın heyecanını yaşarken “artık sergi sizindir” diyebilecek kadar doğal ve mütevazı bir insan.

Sohbetimize dönelim, sergi fikriniz nasıl ortaya çıktı tekrar anlatabilir misiniz?

Livio Angelisanti (solda) ve Murat Patur(sağda)

Başlangıçta benim sergi düşüncem yoktu. Bu Livio’nun fikriydi. Ben hep tanrı adına yapılan kusursuzluğa ulaşılmışğı gösteren tek resmi düşündüm. Ama şimdi görüyorum ki, bu sergi içimde olan aşkı yeniden filizlendirdi.

Neden Venedik?

Benim için bu şehrin hayatımda özel bir yeri vardır. Livio’nun da Venedik’i çok sevdiğini öğrenince, sergi için hazırladığımız resimlerin temasını Venedik olarak belirledik.

Kullandığınız malzemelerden de biraz bahsedebilir misiniz?

İnsan yaptığı şeye her şeyden önce kendi saygı duymalıdır. Şu an da kullandığım malzemeler Rönesans döneminde kullanılan malzemelerin bire bir aynısı. Fransa’daki bir gezim sırasında antik kağıt değirmenlerinde, saf şifon ketenden yapılan bu kağıtlarla tanıştım.  Aynı şekilde çok özel doğal maddelerden üretilen mürekkepler kullanıyorum.

Fransa’da dil kursu bursu ile bulunduğum bu dönemde, mümkün olduğunca resim alanında yeni şeyler öğrenmeye gayret ettim. Bu dönemde kaligrafi ve resim alanında bana en çok şey katan yerlerden birisi de sürekli gittiğim Château de Chantilly müzesiydi. Buranın yetkilisi olan Bayan Türkiye’ye dönmemden önce bana dünya da toplam da 4.000 adet basılmış çok özel bir kitap hediye etti. Bu kitabı özümseyerek öğrenmeye çalıştım.

Murat Bey için bu kitabın kendisini karanlıktan aydınlığa doğru götüren yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu algılıyorum.

Dönüşümde bahsettiğim bu kişi bana Fransa’da Louvre’dan sonra en bilinen müzelerden birinde sergi açmam teklifinde bulundu. Ancak o dönem imkânsızlıklardan ötürü bunu kabul edemedim. Bu sefer sevgili Livio’nun katkılarıyla İtalya’da bir sergi açma düşüncemiz var.

Sanatı gerçek bir şekilde icra edenleri ayırt edebilmenin yolu nedir?

Bu tamamen şu soruya verdiğiniz yanıtla ilgili; Resim yapmak için mi yaşıyorsunuz? Yoksa yaşamak için mi resim yapıyorsunuz? Benim için resim yapmak için yaşamak bir seçenek değil, bu benim içimde olan bir aşk.

Bundan dolayı insanlara bu resimler GDO’suz gönlünüz rahat olabilir diyorum ve bu gerçekten doğru.

Bu yaklaşımınızı biraz daha açabilir miyiz?

Resim anlaşılmayanı anlatmak için değildir. İnsan özü gereği doğadan beslenir. Resim, en zor anlaşılmazlıkları bile doğa ve tabiat gücüyle anlaşılabilir kılmaktır..

Bu şizofren bir düşünce olabilir ama kimyasal ve kanserojen maddeler içerebilen boyalar, kağıtlar kullanarak ve de bunları doğanın içinde dahi bulunmadan, başka resimleri kopyalayarak insanın doğal bir resim yapması sizce mümkün müdür?

Murat Bey’in yaklaşımının ne kadar farklı olduğunu algılamaya başlıyorum. Kendisinin dikkatimize çektiği bu nokta, günümüzde her alanda insanların en büyük hastalıklarından bir tanesi gibi; özümüzdeki doğallıkta yaşamak yerine göründüğü gibi olarak yetişen bir nesil.

Sanat eserlerinde estetik kalıcı mıdır?

Şu karşıdaki apartmanı düşünün. (Sevinç pastanesi etrafındaki herhangi bir apartmanı işaret ediyor)

Bu bina yerine yakın bir geçmişte müstakil evler vardı. Bu evler birkaç yüzyıl boyunca aynı güzelliğini korudu. Kordon’da kalan ve şu an konsolosluk binası olarak kullanılan birkaç evin olduğu gibi. Peki bu evin yerine yapılan gri, toz bulutu şeklindeki apartman 100 yıl boyunca güzelliğini koruyabilir mi?

Cevabım açık bir şekilde hayır, dikkatlice incelediğimde eskiden gözüme güzel gözüken bu binaların nasıl da zamanla çirkinleştiğini fark ediyorum.

İyi olan estetiğini kaybetmez.

Peki estetiğe olan bu bakış açısı ile ilişkilendirdiğimizde insan davranışlarını nasıl nitelendiriyorsunuz?

Doğaya uyum sağlayan insanlar yani erdemli ve değerli olan insanlar. Estetik maya da olan bir şey. Para ya da yetiştirmekle elde edilmez. Bu doğaya dürüstlüktür ve negatifliklerden arınma, bir gelişimdir. Diğeri ise doğaya savaş açanlardır. Onu doğal olmayan güçlerle değiştirmeye çalışan, bunu yaparken de insanın özünde var olan ve sahip olduğu en değerli hazinesini yok eden, çoğu zaman başka masum insanları da kurdukları sistem içinde harcayan, kendi amaçlarına alet eden ve belki de nesillerin kaderiyle oynamaktan çekinmeyen insanlar…

İnsanlar bu çevre içinde sizce gerçekten mutlu mu?

Büyük bir çoğunluk mutsuz. Ne garip ki kendi etraflarında o kadar çok mutsuz insan var ki; kendi mutsuzluklarının farkına bile varmıyorlar. Bu zincire etrafındakileri de alıp sürükleniyorlar.

Tatile çıkıp şehirden uzaklaşmaya çalışıyorlar. Mutlu olan bir insanın tatile ihtiyacı yoktur. O hep tatilde gibi huzurludur. Mutsuz olan bir kimse bunu anlar ama mutlu olan insan öyle bir durumdadır ki zaten bu anlatması zor bir ruh halidir, mutlusunuzdur.

Siz şehrin içinde yaşarken kendinizi olumsuzluklardan ve maddi ihtiyaçlardan nasıl soyutlayabiliyorsunuz?

Örneğin ben cep telefonu kullanmıyorum. İhtiyaçlarımı en aza indirgemeye çalışıyorum. Fazla olan şey bana rahatsızlık verir. Benim için resim yapmam adına bahsettiğim malzemeleri satın almak ve sağlıklı bir şekilde hayatımı sürdürebileceğim kadar param olsun, bana yeter. Zaten dediğim gibi fazlasını istemem.

“Bu noktada karşılıksız verebilmek önemli. Nietsche’nin vurguladığı gibi; en zor ama en zevkli işçilik ibadettir.”

Size kendimin de merak ettiği bir soru yöneltmek istiyorum. Özünde bazı nitelikleri olan insan yeterince beslenemediği bir çevrede dahi kendini gerçekleştirebilir mi?

Bazen beton iki kaldırım arasındaki ufacık boşluktan çiçek bitebiliyor. Narın merkezkaç kuvvetinde olduğu gibi mayasında olan çiçek er geç meyve verir.

Şu an siz burada kendinizi yeterince besleyebiliyor musunuz?

Hayır, genellikle yeterli olmuyor. Bununla birlikte Fransa ve İtalya’da bulunma şansına eriştiğim her sürenin bana etkileri büyük oldu.

Sanatçı kavramının doğru algılanılmadığını görüyoruz. Gerçek sanatçı kimdir?

Leonardo Da Vinci’nin dediği gibi “eserleri evrensel olan kişi sanatçıdır.”

Bakın örneğin dâhilik kavramı da çarpıtılmaktadır. Tek bir alanda başarılı olan bir kişi aslında dâhi değildir. Bundan dolayı Michelangelo, Leonadardo, Rafaello birer dâhi kabul edilebilir, bu insanlar sanatta, bilimde birçok alanda keşiflerde bulunmuşlardır. Ancak bana göre Einstein bir dahi değildir.

Çarpıtılan bir sanatçı ve dâhilik tanımı gibi yaklaşımlar, günümüz insanlarının yaşamlarında ne gibi etkilere sonuç açıyor olabilir?

İnsan ilişkileri yüklenen ve kullandıkça biten otobüs kontörlerine benzer oldu, olması gereken bu değil!

İnsan ve doğa arasındaki bu savaş soyu tükenmiş ve tükenmekte olan duygularla sonuçlanıyor. Dâhiler, olayları ve cisimleri 5 duyu organından fazlasıyla algılayabiliyordu. Günümüzde ise insanlar bu 5 duyu organının işlevlerini kaybetmeye başladı. Örneğin koku almayı düşünün! Hormonlarla, genetiği bozulan sebze ve meyvelerin doğal kokuları neredeyse yok oldu. Eskiden bir meyveyi kokusundan tanırdınız, mis gibi kokardı. Şimdi görüntü var ama tat yok. Ne yediğimizi bilmiyoruz!

Çok değil yakın bir gelecekte, 5-10 yıla tüm çocuklar bilgisayarı kullanmayı bilecek ama domatesin ve onun gibi birçok sebze ve meyvenin kokusunu bilemeyecek. Çünkü yok, kayboldu. Böyle bir nesil bizleri bekliyor. Bu sürpriz değil.

O zaman yeni nesillere resimlerini gösterip, bakın çocuklar eskiden böyle bir meyve, sebze vardı şöyle kokardı, tadı vardı ne güzeldi diye kendimizi anlatırken düşünüp, üzülüyorum Ne kadar acı!

Gücün dayanağı nedir?

Resim insanlara eskiyi ve onun güzelliklerini anlatır. Eskiden böyleymiş diye yakınsınlar diye değil, onları değeri bilinsin diye! Bazı şeyleri yaşatmak için çabalamalıyız.

Gerçek güç Dante’nin İlahi Komedya üçlemesinin sonunda geçtiği gibi SEVGİ’dir.

 “Ey gözlerimin olanca gözüyle
Öncesiz sonrasız ışığı görmemi
Sağlayan bereketli sevgi!” (Dante, İlahi Komedya, Cennet – Otuz üçüncü kanto)

Gerçek güç yapay değildir. Bu gücü elde eden, kaybettiği erdemleri geri elde eder. Yapay olan güç ise yok edicidir.

Peki ya korku?

Sabrın, erdemin ve tekâmülün olduğu yerde korku yoktur. İnsan sevdiğinden korkar mı? Sevginin geldiği yerden korkulur mu? Seven sevdiğine karşı merhametlidir.

Korkunun arkasında psikolojik sorunlar vardır. Çoğunluğu bedenimizle ilgilidir. Kimse bedenini kaybetmek istemez. Çünkü onda bedensel istekler saklıdır.

Son sözlerinize gelmek isterseniz…

Ben resme aşığım. Shakespeare’e, Michelangelo’ya, Rafaello’ya, Peygamberlere, İngiliz ressam Turner’a baktığınızda hep bir mutluluğu yakalamışğı hissedersiniz. Tekâmül, gerçek nefes verme; bedenimiz sadece bir emanet. Onu bul. Mutluluğu yaşa. Mutlu ol!

İnsanlar uyuduklarında rüya gördüklerini zannederler. Aslında uyanıkken gördükleri bir rüyadır. Olacak Bora! Şu anda mutsuz olduğunu görebiliyorum. Ama mutluluğu elde edeceğini de hissediyorum. Mutluluğu yakalayan insanların birçoğu, hayatlarında bir dönem mutsuzluğu yaşamışlardır.

Bir kere onun farkına vardığında o kilidi açarsın. Mutluluğu yakaladığında ise onu aramazsın, çünkü o halde yaşarsın.

 Murat beye, bizlere kendisi gibi değerli bir insanı tanıma fırsatını vererek; içimizde yarattığı aydınlatma ve farkındalıklar adına teşekkürlerimi sunuyorum.

(Bora EKE)

 Not: Yazı içeriğinin izin alınmadan bir başka mecrada yayınlanması ya da alıntı yapılmasına izin verilmemektedir. Böyle bir durum sadece site yöneticisinin röportaj sahibi kişinin iznini alması ile gerçekleştirilebilir. Anlayışınız için teşekkür ederiz. 

Comments are closed.