Tag Archive for kardeşlik

Haydarpaşya’ya Selam olsun

DSC_0053

Birileri Haydar Paşa garını ticari rant için otele dönüştürdüğünde, çocuklar vapurdan ona el sallarken, o eskisi kadar güzel görünebilecek mi? Büyükler o binanın Türkiye’deki denizin dibinde olan tek tren garı olduğunu, yıllar önce Anadolu’daki köyünden çıkıp İstanbul’a gelen bir vatandaşımızın istanbulla ve denizle olan ilk buluşmasını burada yaptığını aynı sevinçle anlatabilecek mi çocuklarımıza? Değer miydi diyecek? Bir asırlık binayı, hatıraları otel, alışveriş merkezleri yapmaya daha ne kadar devam edeceğiz? Sanal hesabından hayatın boyunca harcanamayacak paralar; başkalarına değil, özüne ve içine döndüğünde garip bir Orhan Veli Kanık kadar yaşamış olacak mısın; İstanbul’u ve hayatı?

Eskiler bilir, bu garda trenden inip, karnını doyurmak için uğranılan bir lokal vardı. Yıllara meydan okurdu, fasulye pilavı da nefisti. Rakısı da vardı; eski tahta kasalı radyolarından çıkan müzikleride. Duyduğum kadarıyla o artık bizlere hizmet ediyor. Ama sanmıyorum ki Anadolu’dan gelir gibi gönül tokluğuyla olsun..

Gençlik ve spor bayramınız kutlu olsun. Bizlere sıkılsakta, bunalsakta yola çıkmak düşer.

Nice bayramlara…

Bora EKE (19.05.2014 – İstanbul, Türkiye)

Bu Hasret Bizim

Yazılarımı düzenli olarak yazamadığımın farkındayım. Belki de yazıları biriktirerek oluşturmak doğru bir fikir değildir.

Bunun adı “Günlük” değil mi? Günlük dediğin o günün getirdiklerini ve götürdüklerini yansıtmalı.

Artık yazılarımı o zaman bende gün aşırı yazacağım. Yarına miras bırakılarak yaşanan bir hayat ne kadar değerli bir hazine olabilir ki? Yazılarımı yazıp geleceğimi düşleyip sonra da sanki son gecemmişçesine bavullarım hazır uyumalıyım yatağımda.

Yavaş yavaş empati kurabilmeye başladım. Bugün daha önce kendimin yaptığı bir hatayı başkasının gözüyle izledim. Ama ona doğru olan yönü anlatamadım. Çünkü henüz bunu tam olarak ifade edecek yetiye erişemedim.

Bu akşam ise bir süredir görüşmediğimiz aile dostlarımızı misafir ettik. Üç tane çocukları vardı. Uzun zamandır çocukları izlemediğimi anladım. Çocuklar o kadar zeki ve sağlam karakterli yetişmişti ki; geleceğimizin hiçte kötü olabileceğini düşünmüyorum.

Bugünü size benle değil, bir şairle anlatmak istiyorum;

Dörtnala gelip Uzak Asya’dan
Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim!
Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak
Bu cehennem, bu cennet bizim!
Kapansın el kapıları bir daha açılmasın
Yok edin insanın insana kulluğunu
Bu davet bizim!

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Bu hasret bizim!

Sevgili Nazım Hikmet, hayatımın bu günkü boş sayfasını tamamlarken sizi ağırlayabilmek benim için büyük bir şerefti. Bugün öğrenebileceğim en güzel şey büyüklerime daha fazla saygı duymayı öğrenmek olacak!

Sevgi ve Saygılarımla,

Bora EKE
(Türkiye, 22.09.2005)