Archive for 30 Ekim 2013

BORA’NIN DÜNYASI’NDAN BOZBURUN, MARMARİS

Pembe Yunus Pansiyon ve Bozburundan bir görünüm

Pembe Yunus Pansiyon ve Bozburun’dan bir görünüm

Bozburun’dayım. Hava sıcacık. Denize 5-6 metre mesafede, çardakların altında olan masamdan sesleniyorum sizlere…

Öncelikle kasabadaki pansiyonları geziyorum. Pembe Yunus Pansiyon doğası, dekorasyonu ve güler yüzü ile ruhumu hemen etkiliyor. Tabii ki kulağınıza raks eden hoş müzikleri, odamın mütevazı eşyalarını ve denize bakan balkonundan da bahsetmeliyim. Sonuç; işte buradayım.

 

İlk öğle yemeğim

İlk öğle yemeğim

 

Birazdan ilk öğle yemeğime başlıyor olacağım. Izgara köftem, ortasına kondurulan fesleğen ile spagettim, közlenmiş biber ve soğanlarla süslenmiş tabağıma malt biram eşlik ediyor.

YALNIZLIK ÜZERİNE

Bana bir dinozormuşumcasına bakıyor olabilirler, baksalar da yeridir. Yalnızlığın üstüne üstüne giderek yol almak da neyin icabıdır? Benim ve gibilerinin…

YAZAR OLMAK
Bugün Richard Bach’ın bir kitabında keşfettim ki; bir TV spikeri aktör ya da manken olursanız sizi insanlar tanır, hatta “Aaaa, siz o musunuz?” diyerek yolunuzu kesebilirler. Ama bir yazar, bir filozof, bir âşık olduğunuzda bu o kadar kolay mı? Cevabı hayır, denecek kadar gerçekçi.

Denizdeki balıkçının, yemeği sunan garsonun, tarladaki bahçıvanın, uçaktaki satışçının yazar olduğunu kim bilebilir ki, o insanı tanımadan?

Sonsuza Uzana Köprü, Richard Bach

Sonsuza Uzana Köprü, Richard Bach

AKŞAM YEMEĞİ

Duygu Tahtası:

Yedim
İçtim
Nefes aldım
Sevdim.
Başka atladığım var mıydı hayatta? Belki de yaşamak basitti, sırf doğanla uyumluyken onu. Hele bir kez alınca keyfini, devam edebilirsin aynılarını yaşamaya, yenilerini arayabilirsin, yollara çıkabilirsin. Hayat bize kalmış, anladım ki sorgulamak yersizmiş başka canlıları, şu soluğun vücudumda aldığı yolun ritminde.

ARKADAŞ
Bazen bir köşede unutulan temiz ve eğlenceli bir arkadaşla telefondan konuşmak, sizi neşelendirebiliyor. Unutulan defterler, ara sıra açılmalı. Emrah Bozdağ gibi. Şimdi yeni arkadaşlarla tanışmaya doğru…

LİMON AĞACI
Bergamotlu çayımızı yudumlarken, dondurma yiyen birini görüyoruz. Sonrasında mı? Limon Ağacı’na yürür bulmuşuz bile kendimizi.

Bu yerin başındaki hanımefendi İstanbul’da yaşayıp, emekli olduktan sonra babasından öğrendiği metotla dondurmalarını yapar olmuş. “Yarı keçi ve yarı inek sütüyle yapıyoruz dondurmalarımızı, hepsi doğal malzeme ile” diye de belirtiyor.

Bizim külahımıza da limon, erik ve vanilya düşsün varsın. Hadi sağlıcakla, dondurmayı eritmeden yemek lazım. Bir sağa, bir sola hop mideye*. (*Babaannem, yemek yemeyen kuzenime bu metotla küçükken yemek yedirmeyi başarmış, tabii bizim kuzen yemeklerin bir kısmını ağzında saklayıp dişleri çürümeye başlayana kadar.)

 

Penceremden yağmurun ritüeli

Yağmurun ritüelini izlerken


YENİ GÜNE BAŞLARKEN

“Güzel bir gülüş, karanlık bir eve giren güneş ışığına benzer.” (Lev Tolstoy)

Günaydın. Yağmurun sesleri, odamın açılan penceresinden görüntüler, mis gibi bir Türk kahvaltısı…

Tertemiz, huzur veren bir denizde yüzmek. Çalışmaktan es geçtiğim yazın sonunda adeta düşman çatlatırcasına.

 

FATMA HANIM TEYZE İLE TANIŞMA

Fatma Teyzem 37 yıldır burada yaşıyor. Bozburun’daki ilk pansiyonunu açan kişi. Fatma teyzemin anlattığına göre o zamanlar her yer dağ, taş, kayaymış. Her yeri elleriyle yapmışlar. Günlük işler için her gün denizden 500 kova su çekermiş. Bozburun ya da Pembe Yunus Pansiyon dendiğinde akla ilk gelen kimselerden. Fatma Teyzemin bana öğüdü;

“Sen güler, temiz yüzlüsün. Eş için kendin gibi insanları bul. İçi güzel olanı seç. Seçmesini Bil!

Yaşama tutunmak

Hayata Tutunmak – Bora EKE Photography

 

Ülkemin gerçek kahramanları - çalışkan ve özverili Anadolu insanı

Ülkemin gerçek kahramanları – çalışkan ve özverili Anadolu insanı.

SÖĞÜT’E GİTMEDEN ÖNCE…
Hem doğa hem de Bozburun beni bağrına basıp, bugün de bizimle kal diyor. Çünkü daha öğrenilecek ve yaşanacak hikâyelerimiz var.

Bozburun'da Akşam Yemeği

Bozburun’daki akşam mönüm – balığım birazdan gelecek…


PERŞEMBE GÜNÜ

Pembe Pansiyon’da hayatımın en leziz akşam yemeklerini yiyorum. Mevsim yeşillikleriyle hazırlarmış bir salata, taze günlük hazırlanmış 2-3 farklı çeşit mezeleri, sonrasında ise harika pişirilmiş bir Çupra balığı. Yanında da bir kadeh kırmızı şarabımız. İşte benim Bozburun mönüm.

 

 

Karanlığın en koyusu öncesidir şafağın...

Karanlığın en koyusu öncesidir şafağın…

Yemekten sonra arkadaşlarımın yanına Cumali Meyhanesi’ne gidiyorum. Birkaç kadehte milli içkimiz rakıdan içmeli. Akabinde sohbet, denizin keşfedilmeyen yerleri, ay, yakamoz, kayalıklar. Yaşanmışlıkların konuşulmayan ipuçları ve tabii çocukluğumuzun oyunu denizde taş kaydırmaca.

Ama kararımca gecenin en matrak iki şeyine not düşmeliyim. Cumali’de yeni rakı bardağı bitince garson gelip, su içtiğim yeni rakı logolu bardağı müşterisine vermek için istedi, ben de bir tek rakı karşılığında bu talebini geri çevirmedim. İkinci olay Cumali’den çıkınca yan komşu dükkânı ziyaret edince yaşandı.

Şu denizci bilekliğini beğendim ama bana bol geldi.

Olea'nın şirin dükkanı...

Olea’nın şirin dükkanı…

O standart.
Demek ki denizci olacak bir yapım yok.
Buna ne dersin?
Beğendim. Kaça olur?
Bu saatte olduğu için xx kâfi.
Şu güzel kokan doğal el yapımı sabun da hediyesi olur mu?
Olur. (Gülümseyiş)
Siz en çok hangisini seviyorsunuz?
Deniz yosunu kokulu olanı.
Ben de o zaman size bir jest yapıp, en sevdiğinizden bir tane alıyım.
Hep birlikte bir gülümseyiş ki bu hepsinden değerli ve kısa anın bıraktığı tebessüm ile bulunduğumuz yerden ayrılış.

Deniz Kokulu Sabun

Deniz kokan sabun

* Alış-verişin sadece paranın el değiştirmesi olarak görenlere küçük bir anımsatmaca. :)

 

CUMA SABAHI – BOZBURUN’DAN AYRILMADAN ÖNCE

Önce sabah yürüyüşümüz yapılıyor, sonra da yine bir duyum sonrası teras katının manzarasının çok güzel olduğunu öğrendiğim Teras kafedeyim. Teras’da benden başka kimse olmayınca daha da bir keyfini çıkarıyorum içinde bulunduğum spritüel ortamın. Siz de buraya uğrayıp, yanında çay ile ev yapımı poğaçaların tadını çıkarabilirsiniz. Benim tavsiyem kıymalıdan yana. (Bir de ben yetişemedim, taze gelen sütle yapılan sütlaçları pek methettiler.)

Teras Kafe'nin ev yapımı poğaçaları ve Türk Çayı

Teras Kafe’nin ev yapımı poğaçaları ve Türk Çayı

İstikamet pansiyon. Dönüşte Karya yolunu yürüyen ve benim Bozburun’a gelmeme vesile olan arkadaşlarımı görüp, kendileriyle vedalaşıyorum. Anlıyorum ki; yaşanan bazı olaylar, kişilerle olan etkileşim başlı başına bir sonuç teşkil etmese de, insanı yola çıkaran etken olabiliyor. İnsanın içindeki istek, maya ve arayış şart tabii.

Pembe Yunus Pansiyon’a vardık. Sohbet eşliğinde Türk kahvemizi içtik ve sonra da borcumuzu ödedik. Doğal bir pazarlık yapılmışsa affola! Fatma Teyze’yle vedalaşma vakti. Oturduk, biraz hayatımdan, biraz beni yola düşüren bir gayemden bahsettim. Bana yardımcı olacağını söyledi, öğüdünü tekrar etti. Yine ziyarette bulunmak dileğiyle minibüse binerek Bozburun’dan ayrıldım.

MARMARİS VE YENİ BİR VEDALAŞMA

Marmaris

Birazdan kitap okuyacağım plaj… (Marmaris, Merkez)

Marmaris merkezdeyim. İçimde hayatla ilgili derin bir boşluk hissiyatı var. Yürüyüp dolanıyor, kimi zaman da insanlardan çekiniyorum.

Birdenbire kendimi içinde bin bir farklı objeye dönüşmüş bir sanat evinde bulunca, aklıma şu soru takılıyor; “Sürekli yaratma eyleminin davranışa dönüşmesi, insanın içindeki boşluğu doldurabilir mi?”

Bu soruyu resimleri yapan kişi yerine kendime yöneltmeyi yeğliyorum. Nedeni bu kişiyi siyahlara bürünmüş, biraz obez, sağlıksız ve mutluluktan yoksun bulmam. Bir ön yargı muhtemel, ama ben yine de kendi yolumdan gitmek isterim.

Kimi insan bana pinti der. Ama asıl husus, bir meslek hastalığından gelmektedir; ben fayda maliyet analizi yaparım arkadaş! * (*Bora EKE, 2002-2006 yılları arasında Dokuz Eylül Üniversitesi İ.İ.B.F.’de İktisat eğitimi almıştır.) Muz potasyum kaynağıdır, aynı zamanda lifli yapısı sayesinde insanı tok tutma özelliğine sahiptir. Hadi bakalım, sonra plaja! Önce biraz güneşlenelim.

İçimdeki karamsarlığı atınca kitabıma sarılıyorum. Temiz havada okudukça içimdeki boşluk çözülmeye başlıyor. Sonrası malum, yazarken buluyorum kendimi. Fotoğraflar çeker, hikâyeler yazarız biz. Bir de satmayı başarınca, ileriye bir yatırım olacak belki de. Kısa bir mola… (Marmaris sahili, Cuma 16:00 suları)

Kumsalda oyun oynayan çocuklar

Kumsalda oyun oynayan çocuklar

Arkadaşım Mehmet Güler’le buluşuyoruz. Birkaç saatle bile sınırlı olsa paylaşımda bulunabileceğin bir insanla sohbet etmek, vakit geçirmek anlamlı. Ortak paydaşta bir araya gelebileceğimiz arkadaşlıklar değerli…

Balıkçı tekneleri, ağlar...

Mavilikler, balıkçı kayıkları ve ağlar…

 

Mutlu Portreler - Odun ateşinde pide

Mutlu portreler – Odun ateşinde pişen pide

Hayvan Arkadaşlarımız

Hayvan arkadaşlarımız

HOŞGELDİN İZMİR!
İzmir’de doğup büyüdüğüm evdeyim. Duşumu deniz kokan sabunum ile aldım. Mis gibi deniz, Bozburun, Marmaris ve doyasıya ÖZGÜRLÜK kokuyorum. Artık TABİAT’ıma uyun bir yaşanmışlığın daha getirdiği HUZUR ile uykuya dalabilirim. Ama bir yandan da yeni zaferler için HEYECANlıyım.

GÜÇLÜYÜM, CESURUM VE HAZIRIM

Nice öykülere,

Bora EKE
(19.10.2013 – Buca, İzmir, TÜRKİYE)

Bozburun, Marmaris fotoğraf albümü:

Bozburun, Marmaris